ZMO Basın Açıklaması:

 BİTKİ KORUMA İLAÇLARININ ZEHİR OLARAK TÜKETİLMEMESİ İÇİN ZİRAAT MÜHENDİSLERİ DIŞINDA İLGİSİZ FARKLI MESLEKLERE SATIŞ VE UYGULAMA YETKİSİ VERİLMEMELİDİR.


“İnsanlarımızın topraktan sofraya sağlıklı beslenmeye çalışırken, birilerinin ilgili ilgisiz her meslek alanına tarımsal ilaç üretme, satma ve alana uygulama yetkisi vererek, insanlarımızın beslenirken bitki koruma ilaçlarıyla zehirlenmemesi dileğiyle.”

TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

21 TEMMUZ 2020

 

BİTKİ KORUMA İLAÇLARININ ZEHİR OLARAK TÜKETİLMEMESİ İÇİN

 ZİRAAT MÜHENDİSLERİ DIŞINDA

İLGİSİZ FARKLI MESLEKLERE

SATIŞ VE UYGULAMA YETKİSİ VERİLMEMELİDİR.

18 Temmuz 2020 tarihli ve 31189 sayılı
Resmi Gazete’de yayınlanan Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende
Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinin birinci
fıkrasında yapılan değişiklikle; bitki koruma ürünlerinin toptan veya
perakende satışını yapmak amacıyla bitki koruma ürünleri bayi veya
toptancı izin belgesi almak için Bakanlığa müracaatta bulunabilecek
meslekler arasına; doğrudan ilgili ve tek yetkili olması gereken Ziraat
Mühendisi dışında; daha önce maddeye eklenen Eczacı, Kimya
Mühendisi/Kimyager, bitki sağlığı ile ilgili dersleri alarak mezun olmuş
Tekniker veya Ziraat Teknisyeni meslek alanları yanına; bu kez de
“Orman Mühendisi/Orman Endüstri Mühendisi” eklendi.

ODA’mız, Anayasanın 135. maddesindeki
“kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu” niteliği gereği, kamuyu ve
toplum sağlığını koruma adına bilimsel doğru kararlar alma ve ödünsüz
uygulama ilkesi gereği, bitki koruma ve bitki koruma ürünleri/yöntemleri
konusunda 2000’li yıllardan beri çok sık yapılan ve bu alanda ülkemizde
istikrarlı ve korumacı bir sistem kurulmasını engelleyen yönetmelik
değişikliklerine karşı çok sayıda dava açmıştır.

Davaların temel gerekçelerinden birisi,
yönetmeliğe esas önceki yasalar yanında, 2010 tarih ve 5996 sayılı
“Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu”nda
düzenlenmemiş hükümlerin, yönetmelik değişiklikleri ile yaşama
geçirilmesi yanlışıdır. Bu konuda belirleyici ilke aslında en üst norm
olan Anayasa’dır.

En son 13.02.2019 tarih 30685 sayılı
Resmi Gazete’de yayınlanan “Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende
Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik”in bazı maddelerinin
öncelikle yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açtığımız dava
henüz sonuçlanmamıştır. Tamamlanma aşamasındaki dosyaya halen her türlü
bilgi, belge, beyan sunma hakkımız vardır. Bir önceki yönetmelik
değişikliği ile ilgili açılan davalar henüz derdest iken, yani henüz
sonuçlanmamış, görülmekte olan karara bağlanmamış dava iken, yeni bir
yönetmelik çıkarılarak hukuka karşı hile yoluyla öncekinin yürürlükten
kaldırılması ya da değişiklikle yönetmeliğe ilgili mevzuata aykırı yeni
maddeler eklenmesi ülkemizde “hukuk devleti” ilkesinin ciddi olarak
irdelenmesini gerektirmektedir. Bu konuda hukuka aykırı mevzuat
düzenlemeleri yapabilen kamu yöneticilerinin de yanlış iş ve işlemleri
hakkında ivedilikle soruşturulmaları bir gerekliliktir.

Ülkemizde eğitim ve istihdam
planlamasının birlikte yapılmaması nedeniyle hem eğitim alanında hem de
istihdam alanında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır.  Derinleşerek
yaşadığımız ekonomik kriz ortamında işsizlik yanında üniversite mezunu
işsiz oranları, meslektaşlarımız da dahil, endişe verici düzeye
yükselmiştir. Böylesi bir ortamda iktidara yakınlığını her ortamda
gündeme getiren bir meslek odasının üyelerinin istihdamına yönelik tek
taraflı taleplerinin, doğrudan ilgili meslek disiplini ve meslek
odasının yasal hak ve yetkileri yok sayılarak, mevcut kamu yönetimince
keyfi biçimde yürürlüğe konulması kabul edilemez bir durumdur ve hukuki
olarak sorunludur.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yayınlanan
son Yönetmelik değişikliği, yalnızca istihdam alanını kendince ve
keyfince düzenleme sorunu değil, doğrudan gıda güvencesi, gıda güvenliği
ve halk sağlığını ilgilendiren çok ciddi bir sorundur.

Pandemi sürecinde dünyada ve ülkemizde
öne çıkan iki temel sektör, sağlık ve tarım sektörüdür. Tarım sektörünün
devamlılığı sağlanamazsa yaşanacak gıda krizinin ve açlığın boyutları
bugün tüm dünyanın gündemindedir ve gelişmiş ülkeler dahil pek çok
ülkede ciddi kalıcı yeni çözüm önerileri geliştirilmektedir.

Salgın döneminde gündeme gelen başlıca
temel hak ve kavramlar, sağlık hakkı kadar, gıda egemenliği, gıda
güvencesi ve gıda güvenliğidir.

Tarımsal üretimin artırılması ve
devamlılığının sağlanması için üretim, işleme, depolama ve tüketim
aşamalarında bitki koruma önlemleri olmazsa olmaz koşuldur. Bitki koruma
ürünlerinin üretimi, toptan ve perakende satışı, tanıtımı ve fiili
uygulanmasının bu konuda eğitim almış uzman kişilerce yapılması bir
zorunluluktur.

Bitki koruma uygulamaları sadece tarım ilaçlarının kullanıldığı kimyasal mücadele uygulamaları ile de sınırlı değildir.

Bilimsel alan adı “bitki koruma” olsa da
ve ülkemizde yalnızca Ziraat Fakülteleri’nde okutulsa da, çevrenin,
toprağın, bitkilerin, hayvanların, ilacı fiilen kullananların ve ilaç
kullanılmış ürünleri tüketenlerin korunması açısından zirai ilaç
kullanım alanını düzenleyen yönetmelikte, “ülkemizde zehir mi yiyoruz,
ürün üzerindeki ilaç kalıntısı nasıl temizlenir, zehiri bari biz
 yemeyelim” gibi halkımızın doğal olarak yakından takip ettiği bir
alanda, “bitki koruma ürün bayiliği” sadece ticari bir işletme olarak
görülmemelidir. İhraç edilen ürünlerin ilaç kalıntısı nedeniyle geri
gönderilmesi ve farklı limitler nedeniyle iç piyasada tüketilmesi de bu
yönetmelikle ilgili ayrı ciddi bir sorun alanıdır.

Ülkemizdeki mevcut bitkisel ilaç satış
bayilerinin çözülemeyen sorunları arasında; reçete sorunu, pestisitlerin
ruhsatlandırma alanları ve dozları, gübre ruhsatı ile satılan
pestisitler, etiket fiyatı denetim, sahte ve kaçak ilaçlar, üreticinin
eğitim ve gelir seviyesi düşüklüğü, mesai saatleri, kâr marjının
düşüklüğü, uzun vadeli satış ve tahsilat zorluğu, karekod programları,
sermaye yetersizliği, ürün fiyatlarının belirsizliği, ilaçların kullanım
süreleri, fide, gübre, tohum satışları gibi bugün de yaşanan birçok
ciddi sorunları mevcuttur. Belki de bu konudaki en önemli sorun bitki
koruma ilaçlarında çok büyük oranda dışarıya bağımlılık sorununun
çözülememesidir. Bu sorunlar ortada iken, “kalan pastayı bakanlık
yandaşlarına dağıtmaya devam ediyor” anlayışını şiddetle kınıyoruz.

Özellikle tüm tüketicilerimizi, sağlıklı
gıdaya ulaşma konusunda bitki koruma alanındaki mevcut yanlışa, gerekli
ve sonuç alıcı tepkiyi göstermeye davet ediyoruz.

Bitki koruma konusunda bayilik
yetkisinin neden, diğer meslek disiplinleri dahil, Orman Mühendisi ve
Orman Endüstri Mühendislerine verilmemesi konusuna da kısaca değinelim.
Ayrıntılara, yeni açılacak iptal dava dosyasında ayrıntılı olarak yer
verilecektir.

Orman Mühendisliği ve Orman Endüstri
Mühendisliği eğitimi verilen fakültelerde ilgili alanla ilgili sadece
konu uzmanlığına yetmeyen bir “Orman Koruma” dersi verilmektedir. Orman
bitkileri ile tarım alanındaki bitkiler birbirinden tamamen farklı olup
her ekosistemin ve bitkinin sorunları ve mücadele yöntemleri de
farklıdır. Herkese keyfi olarak serbest “zehir satma” yetkisinin
verilmesi ile bu konuda yanlış ve tehlikeli uygulamalara yol açılması
kaçınılmazdır.

Orman ve tarım alanlarındaki bitkisel
üretim sorunlarına neden olan etmenler birbirinden çok farklı olup,
ormanlarda ve tarım alanlarında kullanılan mücadele yöntemleri de
tamamen farklıdır. Ormanlarda da entomolojik ve fitopatolojik sorunlar
varken, tarım alanlarında ayrıca büyük oranda yaşanan ve kesinlikle
çözülmesi gereken ek sorun yabancı ot sorunudur.  Konu uzmanına gerekli
eğitimi verilen yabancı ot, bu konuda öneride bulunamayacak ve ilgi
alanına girmeyecek ormancılık mesleğinin konusu ve sorunu değildir.

Dünya çapında tazminat davaları ile
gündeme gelen yabancı ot ilacı konusunda ulusötesi şirketler ve yerli
işbirlikçisi sermayenin ilaç izni konusuna kolaylık sağlayan yeni “yerli
ve milli” ortaklarına bir şekilde izin verilmesine çalışılması da
kamuoyunun dikkatine sunulur. 

Ülkemizde ormanlarda neredeyse kimyasal
mücadele uygulaması yoktur. Tarımda ise verili koşullarda en fazla
kullanılan mücadele yöntemi kimyasal mücadeledir. Bitki koruma önlemine
karşı pestisit direnç riskinin bilindiği durumlarda ürünlerin
etkinliğini korumak için mevcut anti-direnç stratejileri uygulanmalıdır.
Ormancılıkta tarım ilaçlarında direnç konusu yer almaz iken, bu
tarımdaki en önemli konulardan biridir. Tarımda pestisit direnç
stratejileri, öncelikle bitki koruma bayilerinden beklenmektedir.
Çiftçiler, pestisit dahil tarım ilaçlarının ve diğer koruma
uygulamalarının kullanımını, örneğin bitki üzerinde risk düzeyinin kabul
edilebilir durumunu, uygulama sıklığını, kısmi uygulamalar gibi
bilgileri ve zararlı organizmaların popülasyonlarında direnç gelişimi
gibi bilgileri öncelikle bitki koruma bayilerinden öğrenmek
durumundadır. Bu bağlamda da orman mühendisleri ve orman endüstri
mühendislerinin bitki koruma bayiliği ile ülke tarımına ve gıda
sektörüne yapacağı katkı eksiktir, yanlıştır ve bu son keyfi düzenleme
bağlamında çok ciddi olarak tartışılmalıdır.

Üyelik başvurusunda bulunduğumuz Avrupa
Birliği’nin bizim de ülke olarak kabul ettiğimiz 2009/128 sayılı
direktifinde, tarım ilaçlarının (pestisitlerin) insan sağlığı ve çevre
üzerindeki risklerini ve etkilerini azaltacak Entegre Zararlı Yönetimi
(IPM) uygulamaları esas alınmaktadır. Entegre Zararlı Yönetimi temel
ilkeleri olarak, zararlı organizmaların önlenmesi ve/veya
bastırılmasındaki seçenekler arasında; a) Ürün rotasyonu, b) Uygun
yetiştirme tekniklerinin kullanılması (ekim ve hasat zamanın
değiştirilmesi, uygun toprak işleme, doğru budama), c) Dengeli
gübreleme, dengeli sulama/drenaj uygulamalarının kullanılması, d)
Traktör, diğer makine ve budama makası gibi ekipmanların düzenli olarak
temizlenmesiyle etmenin yayılmasının önlenmesi, desteklenmektedir. Bu
uygulamalar ormancılık alanında uygulanmamaktadır.

Neden değil ve olmamalı üzerine, bilimsel örnekler çoğaltılabilir. Dava dosyamızda yer alacak.

Özetle; Ziraat Mühendislerinin Yasa,
Tüzük ve Yönetmelikle düzenlenmiş hak ve hükümleri yok sayılarak, keyfi
Yönetmelik değişikliği ile mesleki alandaki hakların ilgisiz bir kesime
istihdam yaratma ya da siyasi çıkar sağlama amacıyla yasa dışı
düzenlenmesi her açıdan yanlıştır ve hukuka aykırıdır.

Bu aşamada, sorunun kalıcı çözümü için;

Ziraat Mühendisliği dışındaki
mesleklerin doğrudan ilgili olmadığı zirai ilaç bayiliği, çiftçiye
uygulamalı eğitim dahil olmak üzere yeniden değerlendirilmeli ve dolaylı
bağ aramaksızın diğer meslek disiplinlerine verilen mevcut yetki
belgeleri iptal edilmelidir.

Bakanlık, yasaya aykırı bir biçimde
serbest çalışan Ziraat Mühendislerinin TMMOB Ziraat Mühendisleri
Odası’na üye zorunluluğunu göz ardı etmemeli, yasa gereği bitki koruma
ürünlerinde bayi ya da toptancı izin belgesi almak isteyen Ziraat
Mühendislerinin meslek odasına üye olduğunu gösterir belgenin başvuru
sırasında bayi ya da toptancılık yapacakları ildeki il müdürlüklerince
istenilmesini zorunlu kılmalıdır. Oda, mevzuatı gereği bu konuda yanlış
iş ve işlem yapan üyelerini denetleyebilmelidir.

Kamunun, kamu kurum ya da kuruluşlarına
bağlı olmadan serbest hizmet faaliyeti sürdüren Oda üyesi olması zorunlu
bayi ya da toptancılar için sınav düzenleme yetki ve görevleri
bulunmamaktadır. Dayanak kanunun uygulanmasını göstermesi gereken
yönetmelikle kanunda olmayan bir düzenleme getirilemeyeceği için Ziraat
Mühendisleri için sınav zorunluluğu derhal kaldırılmalıdır.

Sahte ve kaçak bitkisel üretim
girdilerinin üretim, pazarlanma ve satışındaki sorunlarına ilişkin
kamusal denetimler etkinleştirilerek, yasak sahte ucuz kontrolsüz ilaç
kullanımına izin verilmemelidir. Kamunun derhal bu konuda da ek istihdam
yaratması gündemde olmalıdır.

İnternetten bitkisel ilaç satış uygulama yasağı somut önlemlerle yaşama geçirilmelidir.

Ülkemiz koşulları ve tarımsal üretim
deseni dikkate alınarak AB’de yasaklanan tarımsal ilaçlar bir an önce
ülkemizde alternatiflerinin bulunması koşuluyla ivedilikle
yasaklanmalıdır. Bu konuda kendi ölçütlerimizi oluşturma çabaları
hızlandırılmalı ve özgürce karar verme mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Mevcut ruhsatlandırma ölçütleri gözden
geçirilerek direnç kazanma sorunu nedeniyle etkinliğini yitiren
ilaçların yeniden doz ve etkinlik denemeleri yapılarak yetersiz
bulunanların ruhsatları iptal edilmelidir. Ar-Ge çalışmaları öncelikle
kamu olarak hızlandırılmalıdır.

Bitkisel üretimdeki ilaç kalıntısı ve
diğer sorunların entegre mücadele uygulamaları kapsamında çözülmesi
amacıyla, biyolojik ve kültürel mücadele ürünlerine verilen destekler
arttırılmalıdır.

Bizler farklı meslek disiplinlerinin
kendi çalışma alanlarına saygılıyız. Bizlerin çalışma alanına
girilmesine ise karşıyız. ODA’mız, yanlışlara yeni yanlışlar eklenmesine
izin vermeyecek, yargı yolu dahil haklı mücadelesini sonuna kadar
sürdürmeye devam edecektir.

İnsanlarımızın topraktan sofraya
sağlıklı beslenmeye çalışırken, birilerinin ilgili ilgisiz her meslek
alanına tarımsal ilaç üretme, satma ve alana uygulama yetkisi vererek,
insanlarımızın beslenirken bitki koruma ilaçlarıyla zehirlenmemesi
dileğiyle.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Ziraat
Mühendisliği mesleğine karşı yürütülen gizli ve kirli girişimlere izin
vermeyecektir. Ya hep beraber, ya hiç birimiz. Hep beraber,
güzelliklere.

Saygılarımızla.

 

Baki Remzi SUİÇMEZ

TMMOB ZMO Yönetim Kurulu Başkanı

(Yönetim Kurulu Adına)

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme