Ara

Endüstriyel Gıda üreticileri,İlaç ve Kimya sanayii ve bunların arka planı

Yazar: Haydar Yılmaz

Endüstriyel Gıda üreticileri,İlaç ve Kimya sanayii ve bunların arka planında dünyayı yönlendirmeye çalışan bir zihniyete daha yakından bakmak gerekiyor.


Önce 1930 lu yıllardaki yaklaşımlara bir bakalım

Ne diyorlardı bize .

Dünya nüfusu çok hızlı yükseliyor .
Milyarca insanın beslenmesinde sorunlar yaşanacak.
Doğal kaynaklar bu nüfusu beslemeye yetmez.
Dünyadaki doğal kaynaklar sınırlıdır.
Özellikle tereyağı ve zeytin yağı gibi yağların kaynakları bütün dünyayı besleyecek kapasitede değil.
Aynı zamanda dünyadaki kirlilik çoğalıyor :
Tarım geriliyor ,topraklar yeterli değil artık.
İnsanların beslenmesinde protein ,vitamin,yağlardan alınacak esansiyel asitler çok önemli ama bunların yetersizliğinde hastalıklar ortaya çıkacak.

Şimdi kimya sanayi dünya insanlarını besleyecek derecede mükemmel ürünler üretti.
Tereyağındaki ,zeytinyağındaki bütün içerikleri çok daha fazla içeren ve ayrıca onların yetersiz olduğu bir çok maddeyide barındıran bir ürün ortaya çıktı .
Bunun adı .
MARGARİN

İşte böyle başladı bizim üzerimizdeki küresel oyunlar .

Öne sürülen gerekçeler ,doğal ve normal kabul edilecek olgular .
Hiçte yadırgamadık.
Kuşkulanmadık.
Milyonlarca ton margarin tükettik.
Tereyağımızı unuttuk ,zeytin ağaçlarını kestik.
Sütlerin bile yağsız olanlarını diet diye önümüze konulanlarını tükettik.

Yaşadığımız hastalıkların kaynağında bu yanlış besin kaynakları olduğunu ne zaman anladık ?
50-60 yıl geçti belkide .
Kalp ve damar hastalıkları ,diabet ve obezite ciddi derecede yaygınlaştı .Ülkelerin yarı nüfüsu bu hastalıkların pençesindeki zavallılar haline dönüştü.
Kanser diye önü alınamayan bir ölümcül hastalık bütün toplumu ahtapot gibi sardı..
Her aile çevresinde artık mutlaka kanser vakası yaşanıyor

Endüstriyel ürünlerin müşterisi olanlar ,aynı zamanda ilaçların ve diğer kimyasal olarak üretilenlerinde müşterisi oldular.

Sadece margarin değil ,artık soframızdaki tüm besinler doğal kaynaklardan değil endüstriyel işlemler sonucu modifiye ve deforme olmuş besinlerdir.

Antibiotik mikropları öldüren bir zehir.
Bütün mikrop gibi canlı olan diğer mikroorganizmalarıda öldürdüğünü daha yeni anladık :
Dünyada üretilen antibiotiklerin % 25 i eczanedeki antibiotik kutularında ,% 75 i ise hem tarım ilaçlarında hem hayvan yemlerinde hemde gıda koruyucular olarak yediklerimizin içinde .

Margarin çok öne çıktığı için örnek verdim.

Ama margarin gibi o kadar çok örnek var ki.

Eğer bu olgu anlaşılmaz ise ,eğer bu düğüm zihinlerde çözülmez ise bugün güdülenmiş bir toplum olarak önümüze ne konulursa onu yemeye devam edeceğiz.
Hiç sorgulamadan ,hiç araştırmadan doğru olarak kabul edip onların kafamıza enjekte ettikleri ile bir yanlış paradigma oluşturacağız.



İLAÇ DÜNYASINDA DENİZ BİTERKEN.

İlaç ve kimya sanayiinin ortaya çıkardığı tablo yıllar önce eleştirilmeye başlandı.
İlaçlara karşı alternatifler arandığı yıllar 60 ‘lı yıllardır:
İlk akla gelen bitkilerdi:
Birden bir bitki çılgınlığı başladı :
M.Trebenin kitabı milyonlarca sattığında artık herkeste bitkisel algı gelişmişti.
Bitkilere olduğundan çok fazla anlamlar yüklendi :
Bunu hala yaşıyoruz.
Abartılmış bir bitkisel destek tüketimi yaşıyoruz
Bitki baronları her gün karşımızda durmadan yeni yeni mucizevi bitki krüleri anlatıyorlar.

Sanayiciler bununda rant olarak çok iyi bir kaynak olduğunu çabuk kavradılar .
Yine ilaç algısı ,yani hızlı iyileştirici algısını devam ettirmek ve bunu kullanmak için kapsül formlarında bitkisel destekler üretmeye başladılar :
Ve çoğununda içeriğinde ilaç etken maddeleri olduğunu yıllar sonra öğrenebildik.
Bunları proteinler,vitamin ,mineral ,antioksidan,esansiyel yağlar ve diğerleri izledi.

Şimdi yeni bir hikaye lazımdı.

Aynı margarindeki gibi gerekçeler .

DÜNYA BİTTİ..
Dünyadaki doğal kaynakların kirlendiği ve tükendiği işlendi sürekli.
Dediler ki..
Toprak ,hava ve su kirliliği ile artık doğal besin bulmak mümkün değil :
Denizler kirlendi ,ağır metaller var ; balık yemeyin
Tarımsal ilaçlarla meyveler ,sebzeler kimyasal dolu tüketmeyin.
Hava kirliliği ile bulutlardan asit yağmurları geliyor ,hiç bir şey yemeyin.

Bunları çok yazmak istemiyorum,karşılaşıyoruz.

V.s. v.s .bu örneklere baktığımzıda dünyayı mahvedenler bizden daha çok çevreci ve çok daha yeşil bir maske takmışlar

Kendilerine ”Yeşil Devrim” gibi bir lansman sloganı buldular

Yeşil devrimciler ;Kimya sanayi ile zehirleri hala üretmeye devam ediyorlar.
Ama kendisini suçlu ilan etmeden ,yeni başka kimyasal ürünlerle yeni gıda alternatifleri öne sürüyor.

Vitamin ve mineral yetersizliği ,hatta protein yetersizliği diye bir sorun ortaya çıkıyor .

Neden ?

Buna endüstriyel gıda üretiminin ,fastfood gibi hızlı tüketim tarzının insanlara kazandırdığı lezzet çılgınlığı eklendiğinde endüstriyel işlem görmüş ürünlerde ne proteinden ne vitaminden ne de mineralden söz etmek mümkün olmadı .

Karınlarını doyuran insanlar ,midelerine bir sürü yiyecek ve içecek ile doldurdular :
Ama hala protein ,vitamin ,mineral yetersizliği devam etmeye devam etti.

İnsanlar hastalık sorunları ortaya çıktığında vitamin ve mineral eksiklikleri öncelikle onlara söylendi.

Hastalanmamak için vitamin ,mineral ve diğer destekleri alınmasına yönelik çok iyi kurgulanmış manipulasyonlar yapılmaya başlandı:

Şimdi ilaç ve kimya dünyası ilaçlardan elde ettiği rantın daha fazlasını gıda desteklerinden almaya başladı.

Hiç yorum yok: